13 Nisan 2008 Pazar

FESTİVAL ZAMANI


İstanbul'a bahar ile festival birlikte gelir. Önce sinema, sonra tiyatro, sonra müzik, sonra jaz... Hepsini takip etmek imkansız olsa da birkaç ay boyunca sanata doyarız biz İstanbullular. Her konuda ayrıcalıklı olduğumuz gibi bu konuda da ayrıcalıklıyız :) Üniversite yıllarında başlayan bu festival müdavimliği kısa sürede bağımlılık yapar ve her sene ucundan kıyısından da olsa takip edilmesi gereken bir etkinliğe dönüşür. Açıkçası üniversite yıllarındaki kadar takip etmek güç tabii. O zaman dersten çıkar sinemaya koşardım. Bir günde üst üste 3 film seyrettiğimi bilirim. Şimdiyse acaba mesaiden çıkıp 21.30'a yetişebilir miyim diye bir endişe yaşıyorum. O zaman para yoktu şimdi vakit yok :) Bu hafta sonu 3 film izledik Filiz'le. Üçü de birbirinden keyifliydi. Bu vesileyle organizasyonu yapıp biletleri alan ama son anda Ankara'ya gitmek zorunda olduğu için aramıza katılamayan Selvinciğime kocaman teşekkürlerimi yolluyorum. Ve size de DVD'den izlemeniz için 2 film önerisinde bulunuyorum.
İlki Michel Gondry'nin Rüya Bilmecesi'nden sonraki filmi "Lütfen Başa Sarın"
Hayatta kaybetmeye mahkûm iki adamın mahallenin ünlülerine dönüştüğü benzersiz bir komedi. İkincisi ise Ünlü Amerikalı yazar Paul Auster'in ilk sinema filmi "Martin Frost'un İç Dünyası"
Akıllarda yer edecek bu nükteli mesel, bize tanımlama ve etrafımızdaki dünyayı görme şeklimizi sorgulamamızı isteyen felsefi bir gizem sunuyor.
Ayrıca Rolling Stones severler için Scorsese'nin çektiği "Shine a Light"da kaçırılmaması gereken bir belgesel.

2 yorum:

Kediko dedi ki...

Destekliyorum. İki film de şahaneydi. Lütfen Başa Sarın burada vizyona girer mi bilmem ama en azından resmi internet sitesinden "isveçeledikleri" filmleri görmek mümkün...

selvin dedi ki...

LütfenBaşa Sarın vizyona giriyor neyse ki :))
Bir de minicik düzeltme: Paul Auster'in Smoke filmi de var benim bildiğim, belki başka filmler de vardır bilemiyorum... (İşte bu vizyona girmez hayatta)